sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taare Zameen Par (Yerdeki Yıldızlar), Bollywood'un gözdesi Aamir Khan'ın yönettiği ve başrolünde oynadığı bir film. Aamir Khan'ın Hint sinemasında bu kadar tutması sadece elinin yüzünün düzgün olması ve gözlerinin içinin gülmesi değil bence. 3 Idiots filmini izleyenler bilir. Orada Hindistan'daki üniversite eğitimi eleştirilirken hem modern sinemanın hem de klasik Hint sinemasının olanaklarıyla bezenmiş bir yapıt vardı ve üç buçuk saat olmamasına rağmen sıkmıyordu.

Bu filmde de benzer bir tarz var ve bu sefer ilköğretim eleştirisi söz konusu. Yine neredeyse 3 buçuk saat uzunluğunda ama su gibi akan bir filmle karşı karşıyayız. Görünüşte başarısız olan ve başkalarıyla anlaşamayan sorunlu Ishaan'ı kimse anlamıyor, ailesi ve öğretmenleri onda zekâ geriliği olduğunu düşünüyor. Ailesi son bir umutla onu iyice "disiplin" göreceği yatılı okula gönderiyorlar. Bu, hüzünlü bir sevimliliği Ishaan'ın iyice içine kapanmasına yol açmaktan başka bir işe yaramıyor.

Ishaan'ın hayatı, resim dersine geçici olarak atanan Ram Shankar Nikumbh ile değişiyor. İlk dersine palyaço kılığında giren Ram Shankar, dikteci ve ezberci eğitime karşı tavrını da koymuş oluyor bir yandan. Ishaan'ın içine kapanıklığı dikkatini çekiyor. Ona biraz daha fazla eğiliyor. Çocuğun resim yeteneğini ve asıl rahatsızlığını keşfediyor: disleksi.

Disleksi

Disleksi, çocuklarda olan bir tür öğrenme zorluğu. Disleksi okumayı ve yazmayı zorlaştırıyor. (Bu arada filmde bu konudaki animasyonları övmeden geçemeyeceğim. Çocuğun metinleri nasıl gördüğü öyle güzel yansıtılmış ki hepimize ders niteliğinde.) Sorun beyinde ama bu, kişinin kafasının çalışmadığı anlamına gelmiyor. Birçok zeki ve yetenekli insan disleksiyle mücadele ediyor. Önemli olan sorunu keşfetmek ve çocuğa okuyup yazmayı öğretmek için özel bir çaba sarf etmek. Filmde birkaç ünlü disleksik örnek veriliyor: Albert Einstein, Pablo Picasso. Film dışında araştırınca dikkatimi çeken birçok isim oldu. Burada kapsamlı listeyi bulabilirsiniz:  http://www.dyslexia.com/famous.htm

Ram Shankar diğer hocalarla ve aileyle öğrencisinin durumunu konuşuyor. Onları ikna ederek verdiği özel derslerden sonra Ishaan'un okuldaki başarısı artıyor. Ishaan kendini de resimlerini de saklamayı bırakıyor. Öğretmenin de aynı rahatsızlıkla zor zamanlar geçirdiğini öğreniyoruz (ve şaşırmıyoruz). Öğretmenler dahil tüm okulun katıldığı etkinlikte herkes kaynaşıyor, herkes mutlu. Ama aslında izlerken böyle bitmesini de istiyoruz.

Bu filmin aldığı konu ve ele alış biçimi Batı'dan farklı. Çeşitli rahatsızlıklar hakkında Hollywood'un da çektiği filmler bolca mevcut. Ama Hollywood'da benzer konularda karakterler kültürün etkisiyle sanki daha bireyci davranırken en azından Aamir Khan'ın bu filminde kolektiflik, sorunun çözümüne herkesin dahil olması dikkat çekiyor. Bu arada bariz bir toplumsal mesaj kaygısı ama bence güzel bir mesaj olduğu için rahatsız edici değil.

Film konusunda eleştirebileceğim iki şey var: Yer yer fazla duygusal sahneler ve bariz son. Bunları göze alarak izlemeye başlamıştım zaten. Hem Yeşilçam izleyenlerin yabancı olduğu unsurlar değil. Film, o samimiyet ve saflıkla izletiyor kendini. Ayrıca pişirilip pişirilip önümüze sunulan 2. Dünya Savaşı filmleri ve daha birçok film çok mu orijinal?

Bu gidişle Aamir Khan'ın bütün filmlerini izleyip etrafta böyle dolaşacağım:



Merhabalar,

İnsan bazen bir şeyi çok yapmak ister de, yapmadığı için kendine hep bir mazeret bulur ya hani. Benim de yazma konusunda kendime uydurduklarımı yan yana koysam Çin Seddi kadar uzun olur herhalde. İlk cümleyi bulmak veya yazıyı sürdürmek gibi bir sorun değil benimkisi, yazdıklarımı insan içine çıkartabilmek. Sonunda mazeretleri bir kenara attım ve artık burdayım.

Blog olması itibarıyla burada, deneme tarzı, nispeten kısa yazılar olacak. Konular, felsefeden edebiyata, sinemadan mitolojiye ve şu an benim için de muamma olan alanlarda değişiklik gösterecek. Ne olursa olsun hepsinin ortak yolu, düşünmekten geçecek.

Herkesin anlayabileceği şekilde yazmak en önem verdiğim unsurlardan birisi. Karmaşık yazılar çok az sayıda ve zaten konuya hâkim kişilere hitap ediyor. Bu yüzden terimlere ve uzun cümlelere sığınmayacağım. Ama şu da var ki sesimi genele duyurmaya çalışırken geneli savunmayacağım.

Benim derdim özetle bu. Ne demek istediğim ilerleyen zamanlarda daha iyi şekillenecek. Umarım çoğalan yazılar ve yorumlarla birlikte, bilgilerimiz günlük yaşamımızda kendilerine etkin bir yer bulmuş olur.