ingiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ingiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bir zombi, bir de vampir filmlerinin ekmeği hep yendi, bundan sonra da muhtemelen yenecek. Ama 28 Days Later (28 Gün Sonra) büyük ihtimalle aradan sıyrılan bir yapım olarak kalacak. (İngiliz yapımı olmasından yırtıyor. Amerikan yapımı devam filmi 28 Weeks Later konusunda şüphelerim var ama önce izlemek lazım.)

Cilian Murphy baş rolde ve özellikle ilerleyen dakikalarda ipi göğüslüyor. Naomi Harris falan da iyi oynamasına rağmen Jim rolündeki Cilian'ın gölgesinde kalıyor. Eh, Jim'in mazlum bir elemandan psikopatın tekine dönüşmesini geçmek kolay iş değil.

Sakız gibi sündükçe sünen Walking Dead dizisi bu filmin ekmeğini epey yemiş, özellikle ilk sezonlarında. (İkinci sezonun dördüncü bölümüne kadar dayanabilmiştim.) Jim'in hastanede olan bitenden habersiz halde uyanması, olayları yavaş yavaş öğrenmesi, yolda birileriyle karşılaşması, iki kişiyle tanışsa birinin telef olması vb. Zaten bütün zombi filmleri aynı şekilde başlıyor. Bir virüs var, kontrol altına almaya çalışan biri var, onu dinlemeyen birkaç sivri zeka var, sonra bakmışsınız hooop dünya boka batmış.

Haydi vampir gayet karizmatik ve zeki bir yaratık da şu ağır hareket eden, hali hazırda ölü ve saman kafalı zombiler dünyayı nasıl ele geçiriyor aklım almıyor. Gerçi World War Z'de birileri akıl edip bu zombileri hızlandırmıştı. Yine de vampirlerin tırnağı olamazlar ya neyse...

Bu filmi diğer zombi filmlerinin yanında izlenebilir kılan şey galiba iyi baş rol oyuncusu ve iyi çekimler. Kaç kere pişirilip önüme sunulduğunu unuttuğum bu konuda bile gerginlik yaratmayı başarıyor. Duygu yoksunu bir insan olarak daha iki gün önce tanışılan insanlar için canını veresiye tehlikelere atılmanın manasını çözemiyorum ama herhalde bir avuç insanın kaldığı bir ortamda birlik beraberlik önem kazanacaktır. (İstanbullu bir senarist tarafından yazılsa "Oh be, sonunda kafamı dinleyebileceğim" diye bir replik olur muhtemelen.)

Cilian Murphy, filmdeki adıyla Jim, zinde olanın hayatta kalması ilkesinin karşılığı. Başta cılız, hastalıklı ve korkak bir tipken cinnet getirerek daha güçlü, daha cesur, hatta tam psikopat bir tipe evriliyor. Tabii ki böyle olunca İngiltere'nin numunelik hayatta kalanlarından oluyor ve o karmaşada edindiği kız arkadaş ve çocukla birlikte yaşayanları almak için dolanan Amerikan helikopterlerine kendini göstermeyi başarıyor. Kriz anında zekanın açılmasının da güzel bir örneği.

Gayet izlenebilir olan bu filmden sonra haftalık Amerikan versiyonu nasıl gidecek, göreceğim.

Not: 28 Week Later'ı da izledim ve yorumum: Amerikalılar devam filmi çekmesin! Ayrıca Jeremy Renner'da ne var da bu kadar filmde rol kapabiliyor?

Not 2: Çekmeyin diyorum, hala çekiyorlar. 28 Months Later da yoldaymış.
Seyahatnamelere kafayı taktığımı hep belirtiyorum. O yüzden üstünde gezgin, seyahat veya herhangi bir ülke ismi geçen kitapları avlar vaziyetteyim. Hele de iyi bir yazar tarafından kaleme alınmışsa.

Ali Teoman'ın öykülerini yakın zamanda okudum, bir iki ay önce en fazla. Yazarı araştırırken İngiltere ve İskoçya notlarının olduğu bu kitabı görünce almak için hiç düşünmedim. Okumam da kaşla göz arası oldu neredeyse.

Kitaba seyahatname diyemeyiz. Yazarın eşi ve iki arkadaşıyla çıktığı bir aylık Londra ve Edinburgh gezisinde, öncesinde ve sonrasında İstanbul'da tuttuğu günlüklerin derlemesi. Gezilecek yerlerden günlük hayata kadar birçok ayrıntıyla.

Gezgin Günce'de sadece bu iki şehir hakkında değil yazar hakkında da değerli bilgiler ediniyoruz. Röportajlarda hep sorulur ya: "Sizin yazarlarınız hangisi? Şu ara hangi yazarları okuyorsunuz?" Onların hepsinin doğrudan yanıtları bulunuyor satırlar arasında.

Bir yandan da acıklı aslında. Yazarın ağır bir hastalık ve ameliyat atlattıktan sonra kendini yeni yeni topladığı zamanlar. Çabuk yoruluyor, ağrıları oluyor. Londra'nın gri havası onu ara sıra bunaltsa da bence gezmek için hevesli, gelecek için umutlu. Birkaç yıl sonra bedeninin hastalığa daha fazla dayanamayacağını bilmeden...

İngiltere'ye Schengen'den ayrı bir vize uygulanıyor. Çok kıymetli!? bir pasaportumuz olduğu için ayrıca başvurmamız ve turist olarak gitmek için bile uğraşmamız gerekiyor. Dolayısıyla buralar bana daha uzak bir hedef olarak görünüyor. Açıkçası, yol parası cep yakan ama vizesiz, ucuz Uzak Doğu'dan bile uzak... O yüzden okurken buralara uğramış kadar oldum, meraklısına öneririm.