camouflage etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
camouflage etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Camouflage grubunun 1987 tarihinde çıkan "The Great Commandment" parçası söz ve müzikler açısından yeterince etkileyici değilmiş gibi bir de distopik kliple taçlandırılmış.

80'li yıllar deyince benim aklıma ilk gelenlerden biri synth pop, biri de George Orwell'ın (o tarihlerde yazılmamış olsa da) 1984 distopyası. "The Great Commandment" klibi 80'ler hayalimin vücut bulmuş hali. Yayınlanmasından neredeyse otuz yıl sonra keşfetsem de hiç yoktan iyidir.

The Great Commandment, Türkçesiyle Büyük Emir, Yeni Ahit'te İsa tarafından alıntılanan ilk iki emri anlatmak için kullanılıyor. Şarkının ismi muhtemelen bunu kastediyor. Ama klipte dine de siyasete de çekilebilecek bir eleştiri mevcut. Ayrıca siyah beyaz çekimle kasvete kasvet katılmış.

Sözleri

Sözlerle tamamen uyumlu bir klip var karşımızda. Giriş dizeleri "Some people suppress you / They parch you and reap a disaster" (Bazı insanlar sizde baskı kurar / Sizi kurutur ve sizden bir felaket biçer) oldukça açıklayıcı. Çocuk seyircileri gördüğümüz sırada bir yandan da şu sözleri duyarız: "Re-education for the infants / Who demanded for an innocent instance" (Masum bir örnek isteyen / Çocuklara yeniden eğitim).

Devamı şöyle:

The great commandment shows the contempt (Büyük emir o küçümsemeyi gösteriyor)
Between the world and their emberrassing pavement (Dünya ve utanç verici zemini arasındaki)
Believe the scholars, read the readings (Âlimlere inan, okuma parçalarını oku)
Realize the man who says anything (Her şeyi söyleyen adamı anla)

The needies believe you (Muhtaçlar size inanıyor)
They treat you like the survivors of a disaster (Bir felaketten kurtulmuşsunuz gibi davranıyor)
Re-education for the infants
Who demanded for an innocent instance

Bu arada çocukların hepsinin yüzü gözü kirli ve üstlerinde eski püskü giysiler var. Klibin ilk sahnelerinde de terk edilmiş harap binalar görülüyor zaten. Konuşmacının konuşmasını yoksul bir muhitte yaptığını tahmin edebiliyoruz.

Klipten Ayrıntılar

Klibin etkileyici bir yönü hâlâ güncel olması. Günümüzde mikrofonu alıp kitleleri boş konuşmalarla etkileyen meşhur insanları saymama gerek yok. Sadece çocuklar değil hepimiz dinliyoruz ve kimimiz söylenenlerin gerçek olduğuna inanıyoruz.

Klipte çok gerçekçi olan bir unsur daha var. Grup elemanlarından biri (Oliver Kreyssig) şarkının sözlerinin olduğu bir bildiri dağıtırken elinde uzun bir ışık bulunan "bekçi", "kraldan çok kralcı" bir cüce konuşmacının çocuklara dikte ettiği rejimi korumak için sürekli geziniyor ve akılları çelebilecek bu bildiriyi haşince engelliyor. Daha sonra Oliver'ın bildiri dağıtmasına grubun diğer bir elemanı (Heiko Maile) yardım etmeye başlıyor. (Durdura durdura izlerken yeni şeyler keşfediyorum. Heiko arabadan iniyor, ortamdaki tek araba bu. Muhitin zengin kesiminden de yardım geldiğini çıkardım bu ayrıntıdan.)



Herkes ilk başta muhalif olacak değil ya. Solist (Marcus Meyn), konuşmacıyı dinleyen çocukların arasına karışıyor ve konuşmacıya sağ yumruğunu kaldırarak destek vermekten kendini alamıyor.



Ama küçük bir kızın her şeyden alakasız biçimde onunla top oynamak istemesi milat oluyor. Çünkü bu kızın topu konuşmacının altındaki perdeli bölmeye kaçıyor ve kız orada bir mekanizma fark ediyor. Meraklı bir ufaklık olarak düğmelerle oynuyor.



Konuşmacı önce kalakalıyor, sonra abuk sabuk hareketler yapmaya başlıyor. Başta sus pus duran çocuklar çok eğleniyor, onunla dalga geçiyor ve üstüne peçete atıyorlar. Adamın belden aşağısı kopup bir robot olduğu anlaşılınca çocuklar dinlemeyi bırakıp dağılıyorlar. Solist de sahte sözcüklerin büyüsünden kurtulup küçük kızla birlikte grup arkadaşlarına katılıyor. (Konuşmacının foyası ortaya çıktıktan sonra bizim bekçi cüceden eser kalmıyor!) Biraz fantastik unsurlarla bezenmiş olsa da ne kadar tanıdık değil mi?



Bunların hepsi tam üç dakikaya sığmış. Klibin tamamını buradan izleyebilirsiniz:


Gönlümden geçen org
80'li yıllarda doğan bir çocuk olmanın yazısız kurallarından olsa gerek org, klavsen, piyano ve sintisayzır (synthesizer) görünce veya duyunca adeta hipnotize oluyorum. Özellikle iş yerinde dinliyorsam kendimden geçiyorum, bilgisayarımın klavyesi bu enstrümanlardan birinin klavyesine dönüşüyor.

Bunda elbette ilkokul birinci ve ikinci sınıfta ailemin desteğiyle org kursuna gitmemin de etkisi büyük. (O dönemde orga bir şekilde el değdirmemiş yaşıtım var mı emin değilim.) Şu anki Nikon mu Canon mu tartışmaları gibi o sıralarda Yamaha mı Casio mu sorusu dönüyordu ortamda. Casio orgum evde hâlâ duruyor. (Ses kaydı yapan yeni modellerle ona ihanet edesim geliyor ama vakit yok.)

Birinci sınıfta okuma yazmayı çoktan öğrendiğim için nota okuma konusunda da sıkıntı çekmemiştim. İki seneden sonra kursun yeri değiştiği ve nedense şu an pişmanlık duyduğum bir üşengeçliğe kapıldığım için org eğitimim yarıda kaldı. Şu an niyetlensem direkt sintisayzardan başlarım gerçi. (Bir yandan da beni bekleyen bir ney var.)

80'ler pop şarkıları içinde özellikle 80'ler synth pop kategorisini sevmem de tesadüf değil muhtemelen. Casio orgların klasiği olan DEMO tuşunda o dönemin popüler şarkılarından biri bulunurdu. Benimkinde olanı yıllarca kaç kere dinledim belli değil. O yıllarda Shazam yok, kendim de Shazam'a dönüşmemişim, radyodan da bahtıma ne çıkarsa. Daha sonra internette videolar ve müzikler arttıkça keşif gecikmedi:


Çocuk suratlı ama dede sesli Rick Astley, "Together Forever":

80'ler pop cıstak cıstak havasıyla güzel kafa dağıtıyor ama 80'ler synth popunun havası daha ayrı geliyor bana. Oldukça şahsi bir duygu, dinlediğimde derin ve ruhani bir hava katıyor sanki. 80'ler şarkılarının genelinde olduğu gibi arka arkaya dinleyince bir süre sonra aynı kişi söylüyormuş izlenimine de kapılıyorum ama bazı grupları ve birkaç şarkıyı ayrı tutmazsam haksızlık ederim.

Müzik eleştirmeni değilim, bu işten şu anki birikimimle alnımın akıyla çıkar mıyım bilmiyorum, o yüzden beni etkileyen bu gruplar ve şarkılardan birkaç bağlantı paylaşmakla yetineceğim. Maksat kendini pazartesi sanan bu perşembe gününde ve başka günlerde dinlemelik küçük bir liste olsun.

Gruplar


A-ha


Kadife ses tabirinin en geçerli olduğu kişilerden biri bu grubun solisti Morten Harket olsa gerek. (2 Mayıs'ta konseri var ama kaçacak...)



Artık ana karnındaki bebenin bile bildiği, etkileyici animasyon klibiyle "Take On Me": www.youtube.com/watch?v=djV11Xbc914

Klibi devam niteliğinde olan ve bence daha kaliteli olan "Sun Always Shines On TV": www.youtube.com/watch?v=a3ir9HC9vYg

Alphaville


A-ha gibi döneminin ve türünün kaliteli müziklerini yapan gruplardan biri daha. (Bu elemanlar da Türkiye'ye gelmişti ve gitmemiştim. Rock konseri takip etmekten 80'leri ihmal mi ediyorum?)

Onca yıldan sonra bile, sözlerinde neyi anlattığı konusunda hâlâ fikir birliğine varılamayan "Big In Japan": http://www.dailymotion.com/video/x9ka15_alphaville-big-in-japan-80-s-nostal_music

Melodisi, barıştan bahseden sözleri ve klibi ayrı güzel olan "Forever Young": http://www.youtube.com/watch?v=t1TcDHrkQYg

Pet Shop Boys


Pet Shop Boys da yukarıdaki gruplar gibi kaliteli müzik yapıyor ve yine o gruplar gibi müzik yapmaya devam ediyorlar. (Tabii ki Türkiye'ye gelmişler ve kaçırmışım.)



Orijinalinden daha iyi olan, en azından yarışan yeniden yorumlamalar denildiğinde ilk akla gelebileceklerden "Always On My Mind": www.youtube.com/watch?v=n2aMaMkDwTA

Solist Neil Tennant'ın babasına ithafen, "o günah, bu günah, şu günah" muhabbetine ithafen yazdığı ve 80'lerin en anlamlı parçalarından biri olmaya aday olan "It's a Sin": http://www.youtube.com/watch?v=y7I5UaB7mx4

Camouflage


Depeche Mode'u andıran ama şahsi görüşüme göre kulağa daha hoş gelen bir grup, üstelik halen etkin. (Kesin gelmemişlerdir dedim, birkaç kere gelmişler, bravo bana.)

"Love is a Shield": http://www.youtube.com/watch?v=SXODGahChBM

"The Great Commandment": http://www.youtube.com/watch?v=9DL_Pxgqmno

Şarkılar


Secret Service, "Oh Susie": http://www.youtube.com/watch?v=M1DrigsmscQ

Real Life, "Send Me An Angel": http://www.youtube.com/watch?v=jCHE0Tjw6MA