anlatım bozuklukları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anlatım bozuklukları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Daha önce Türkçe konusundaki kitapları araştırdığımı söylemiş, Feyza Hepçilingirler'in kitabı Türkçe "Off" hakkında bir tanıtım yazmış ve Necmiye Alpay'ın kitaplarını da okuyacağımı not düşmüştüm. Türkçe Sorunları Kılavuzu ve Dilimiz, Dillerimiz'i okudum. Necmiye Alpay'ın dile yaklaşımını ve önerilerini daha mantıklı bulduğumu belirteyim. Umarım onun kitaplarında irdelediği sorunları tekrar etmediğim bir yazı olur.

Öncelikle hata değil sorun. Necmiye Alpay böyle ifade ediyor. Konuya geçmeden önce kendisi hakkında kısa bir bilgi vereyim. Necmiye Alpay dil sorunlarıyla ilgilenen bir yazar olarak tanınsa da esasen siyasi yönü de bulunan eski bir öğretim üyesi. 12 Eylül'de tutuklanıp Mamak Cezaevi'nde üç yıl kaldıktan sonra çevirmenliğe başladı. (Değerli çevirilerinden bazılarının baskısı mevcut.) Ayrıca çeşitli gazetelerin kitap eklerinde de yazılar yazdı, yazıyor. Sadece dil değil güncel konular hakkındaki görüşleri de esaslı bence.

Türkçe Sorunları Kılavuzu

Bu kitap sözlük şeklinde hazırlanmış ama sadece sorunlu sözcükler ve durumlar hakkında maddeler var. Sözlük tarzı bir kitabın bu denli sürükleyici olabileceğini tahmin etmezdim. İmla kurallarından yanlış yazılan ve telaffuz edilen kelimelere, kısaltmalardan çeviri yanlışlarına kadar her şey var bu kitapta. En geniş yer, benim de özellikle hakkında daha geniş bilgi edinmek istediğim sözdizimi yanlışlarına ayrılmış.

Kitabın tanıtımında da yazdığı üzere, bu kitabı emsallerinden ayıran özelliği bir edebiyat teorisi değil tamamen dil teorisi sunması. Dilin kendi dinamikleriyle dil sorunlarına getirilebilecek çözümler gayet net bir şekilde ifade ediliyor. Dilde istisnalar haricinde tutarlılığı, dilde tasarruf ilkesini, dilin dinamizmini (zamana ayak uydurmasını) ama bir yandan da temel kurallarının korunumu savunan bir kitap. Kitap, dil hakkında yazmış başka yazarlardan ve medyadaki yayın organlarından sorunlarla da örneklendiriliyor.

Dilimiz, Dillerimiz

Bu kitabı, yukarıdaki kitabın hemen arkasından okudum, kitaptaki maddeleri iyice pekiştirmeme yardım etti. Özellikle sözdizimi hataları ve çeviri sorunlarını tekrar tekrar okumak büyük keyifti.

Kitap genel olarak Necmiye Alpay'ın çeşitli yerlerde dil sorunları hakkında yazdığı yazıların belli başlıklar altında derlemesinden oluşuyor. Dilimiz, Dillerimiz'de Türkçe Sorunları Kılavuzu'na ilaveten dil hakkında ideolojik yazılar da bulunuyor. Örneğin, anadilde eğitim üzerine görüşler ve toplantı notları.

İki kitabı da özetlersem: Necmiye Alpay dil sorunları hakkında yol gösterici bir kılavuz sunuyor. Ama kendi de yer yer ifade ediyor: Bu sorunlar biraz da yoruma dayalı. Yine de dilin ortak bir mantığı yok değil. Birbirimizin dil "hatalarına" hakarete varan eleştiriler getirmeden önce bunları göz önünde bulundurmamız gerekiyor.
Türkçeyi daha iyi öğrenmek, mesleğimde gelişmek ve biraz da işverenler tarafından sinirim kaşındığı için dil yanlışlarıyla ilgili kitapları araştırmaya koyuldum. En popüler ve en eğlenceli örneklerden biri olan Türkçe "Off", Feyza Hepçilingirler'in Siyah Beyaz dergisinde yazdığı yazıların bir derlemesi. Serinin iki kitabı daha var.

Aslında tanıma ihtiyacı yok çünkü sayısız baskı yapmış ve hemen herkesin haberi var. Yine de kendi okuma deneyimimi biraz paylaşayım.

Kitap herkesin sıkılmadan okuyabileceği bir dile sahip. Kitabı okurken kendi bildiklerimle sık sık kıyasladım. Merak ettiğim bazı sorulara yanıt buldum. Bana olağan gelen bazı şeylerin yanlış olduğu öğrendim. Bazı şeylerin de bildiğim gibi olduğunu görüp sevindim.

Kitap mantıklı bölümlere ayrılmış. Bir bölümde politikacılar, bir bölümde TV veya reklamlar, bir bölümde popçular eleştirilmiş, başka bir bölümde anlatım bozukluklarına, bir başkasında dilbilgisi veya tamlama yanlışlarına değinilmiş. Sonunda da kitap hakkında çıkan tanıtımlar ve eleştirilere yer verilmiş. Derleme olarak gayet düzenli. Ayrıca, buram buram 90'lı yıllar kokan bir kitap. Çocukluk yıllarıma bir nevi geri dönüş...

Kitaptan birçok örnek verilebilir. Ama okurken gözümden kaçan ve açıklamaya kadar kafama dank etmeyen eğlenceli bir örneği alıntılamak istiyorum.

36. sayfada, haberciler bir doktora Yıldız Kenter'in yaşına rağmen harika bir vücudu olması hakkında soru soruyorlar.

"-Yıldız Kenter'in vücudunda estetik var mı?
Doktor da yanıtlıyor:
- Hayır, Yıldız Kenter'in vücudunda hiçbir estetik yok."
... Söylenmesi ihmal edilen sözcük 'ameliyat'."

Gençler

Feyza Hepçilingirler bu kitaptan önceki kitaplarından hiçbirinin bu kadar ilgi çekmediğinden bahsediyor. Ben de onu ilk bu kitabıyla tanıdığım için biraz mahcubum aslında. Ama yazma tarzından, hayat hikâyesinden ve fotoğraflarından güler yüzlü bir insan olduğunu tahmin edebiliyorum. Kitabı okurken çekindiğim şeylerden biri iki cümleden birinde "gençler şöyle, gençler böyle" okumaktı ama neyse ki eleştiri herkese eşit ölçüde ve tatlı dille yapılmış.

Bu konuya takılmamın nedeni gençlere genelde çok yüklenilmesi. Evet, dilde bozulmalar var ve dil eğitimi eksiklerle dolu. Ama sürekli gençlerden yakınmak hoş değil. Her dönemde dili kullanmasını bilmeyen gençler ve yetişkinler var, olacak da. (Bu yazıyı yazarken kim bilir ben de ne yanlışlar yaptım.) Faturayı tek bir tarafa kesmemeli. Ayrıca herkesin dilinden düşürmediği, bir cacık olmaz dediği 90'lı nesil Gezi Parkı'nda en önlerdeydi. Onlardan yakınmak yerine internetin, dijital ve mobil ortamların olanaklarını kullanmak ve "genç"leri kaliteli kaynaklara yönelme konusunda teşvik etmek gerekiyor. Bir kitap kurdu olsam da dil konusunda bilinçlendirmenin veya başka çalışmaların basılı kitaplarla, hatta genel olarak basılı mecralarda yapılabileceğinden artık şüpheliyim.

Eleştiriler

Şunu de eklemesem olmaz. Mantıkla ilgili bölümlerde cümleleri düz anlamıyla almak konusunda şüphelerim vardı. Bir dilbilimci olan Necmiye Alpay'ın dilin anlatım olanakları ve örnek verdiği bir cümlede mecaza yer olup olmadığını sormuş. Ben de ona katılıyorum.

Benim de bir okur olarak takıldığım iki örnek var. Birincisi, Tibet Ağırtan-Mavi Sakal'ın şarkısından alındığını tahmin ettiğim "Yat, geliyorum." (Söz o şarkıdan değilse bu eleştirim geçersiz.) Şarkının genelinden cımbızla tek söz alınmış (s. 153). Mantık çerçevesinden bakarsak o dizeden sonra gelen "Çünkü seni seviyorum" da alakasız kaçar. Ama şarkı, benim anladığım kadarıyla zaten öyle tek gecelik hatta saatlik, dakikalık ilişkilere yönelik bir eleştiri. Kaldı ki (edebiyat eleştirisiyle ilgili olmasa da) kitapta adı geçen birçok pop şarkısından çok daha üstün kalitede. Bizzat dinlemek isteyenler: http://www.youtube.com/watch?v=no7Ot-C4mQ8

Takıldığım ikinci örnek de şu: "'Bırakıp da gittin gideli/Dudaklarım bomboş şimdi.' Bırakıp gitmeden önceki hali siz hayal edin. Ne görüyorsunuz? Dudaklara yapışmış, öylece gezdirilen bir sevgili! Bir çeşit dudak hızması. Gidince dudaklar bomboş kalmış elbette. Dudakta gezdirilecek sevgililer pek kolay bulunmuyor" (s. 154). Dilbilgisi değil mantık açısından bir eleştiri yine. Ama dilde mübalağaya, duygularda tutkuya yer yok mu?

Füsun Akatlı'nın eleştirisinde de katıldığım yerler var. Akatlı, ikinci kitabı daha beğendiğini belirterek bir övgüyle başlayarak eleştirisini yumuşatmış ki şık bir hareket. Akatlı'nın eleştirisi Feyza Hepçilingirler'in eski ve yabancı sözcüklere tepkisi hakkında. Bazı sözcükler dile yerleşmişken çıkarılmasını abes buluyor Akatlı. Hepçilingirler ise savunmasında dile yerleşen sözcüklere değil yerleştiği halde başka dilin kurallarıyla çekilen sözcüklere tepki gösterdiğini dile getiriyor. Akatlı İstanbul Türkçesinde öyle söylenegeldiği için bazı deyişlerin değiştirilmemesinden yana. Yani hukuku-hukuğu, merakı-merağı, camii-camisi üzerine bir tartışma. Söyleniş estetiği açısından Akatlı'ya hak versem de dilbilgisi açısından Hepçilingiroğlu'ndan yanayım. Daha önce bir edebiyat dersinde duymuştum: -tuar'la biten sözcükler -tuvar diye dile geçirilirken bir tanesinde v harfi unutulmuş, sonra öyle  kullanılır olmuş. Tutarsızlıkların üstünde durulması gerekiyor. Bu açıdan Hürriyet Yaşar'ın sonlarda yer alan eleştirisinde, dilin istisnalara olduğu kadar değişime de açık olduğu yorumuna katılıyorum.

Eleştirinin Dozu

Necmiye Alpay ve Füsun Akatlı'nın eleştirileri dışında yazanların geneli erkek ve sanki kimi, Feyza Hepçilingirlerin "kadın" olmasını baştan içten içe baştan 1-0 başlamak diye saymış. Yazarın kendisi de bunun farkında. Ayrıca kimi eleştirilere eleştiri değil hakaret veya saldırı demek daha doğru olur zaten. Merhum Hulki Aktunç'u çok sevsem de röportajında dosdoğru "Gitsin Türkçeyi öğrensin" dediyse bence olmamış. Eğrisiyle doğrusuyla epey uğraşılmış bir eser ve yıllarını bu işe vermiş bir edebiyatçı var karşımızda.

Türkçe "Off" sonundaki eleştiriler ve eleştirilere yanıtlarla iyice parçaları oturan keyifli bir Türkçe denemesi. Serinin devamı elimde, Necmiye Alpay kitapları da. Füsun Akatlı kitapları da sırada. Kitabın artılarından biri, okuma listenize yaptığı katkılar...