İşlerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İşlerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bu şahane kapak sürprizlerden sadece bir tanesi. Çerçi Sanat'ın 6. sayısında Günebakan dosyalarının konusu da tamamen değişti. Bu bölüme bundan sonra yazarlar değil temalar konuk olacak. 6. sayıda temamız "görmek". Ne kadar dolu ve ilginç bir sayı olduğu anlatılmaz, şu bağlantıdan okunur: http://cercisanat.com/dergi/6

Çerçi Sanat'ın 6. sayısına katkıda bulunan yazarlarımız ve çizerlerimiz şöyle: Ayfer Feriha Nujen, Ayşegül Tözeren, Burçin Tolga Yılmaz, Can Mustafa Özdemir, Caner Ok, Cavidan Sönmezoğlu, Derya Davulcu, Emin Önder Sertçelik, Engin Atmaca, Ercan Y Yılmaz, Erkan Karakiraz, Ersun Çıplak, Eylem Yurtsever, Gamze Andın, Gerçek İnan, Handan Akgün, Hülya Soyşekerci, İclal Öztaş Ayçelik, Murat Mahmutyazıcıoğlu, Nilgün Küçük Batman, Neval Turhallı, Orkun Eğilmez, Osman Göktuğ Türkmen, Özlem Şan, Seyhan Akıncı, Songül Çolak, Şengül Can, Talita Yalıtırık, Tuğçe Ayteş, Tülay Akyol, Yunus Kocatepe, Yusuf Turhallı.

Edebiyattan fotoğrafa, öyküden şiire, röportajlardan güncel konulara kadar okumaya doyamayacağınız kalitede yazılarımız arasından şimdilik kendi yazımın ve fotoğraflarımın bağlantılarını eklemekle yetineceğim. (Tamamı yukarıdaki bağlantıda ve çok yakında Çerçi Sanat Blog'da):

Günebakan'daki yazım "Her Şeyi Gören Göz: İnternet": http://cercisanat.com/dergi/6/her-seyi-goren-goz-internet

Görmek temalı fotoğrafım "Küçük Kız ve Dilenci": http://cercisanat.com/dergi/6/kucuk-kiz-ve-dilenci

Ve diğer fotoğrafım "Görmenin Izdırabı": http://cercisanat.com/dergi/6/gormenin-izdirabi

Çerçi Sanat'ın yeni sayısını ve eski sayılarını her an her yerden okuyabilirsiniz!
Roman Kahramanları'nın 22. sayısı nisan başı itibarıyla çıktı. Alıştığımız renkli kapakların yerine bu sayıda siyah beyaz bir kapakla karşılaşıyoruz çünkü yakın zamanda kaybettiğimiz Yaşar Kemal'in yası var bu sefer.

Yine dopdolu bir sayı bizi bekliyor. İstanbul Romanları, Sahnelenen Roman Kahramanları, Namık Kemal'in Kahramanları ve İhsan Oktay Anar da dergiye konu oluyor. Ayrıca okuma gruplarından metinler de var.

22. sayıda benim de Kemal Tahir'in Eski Şehrin İnsanları hakkında bir denemem yayınlandı: "Eski Şehrin İnsanları'nda Kentte Kadın ve Erkeğin Yeri". Bu denemede, eski İstanbul'da kentte kadın ve erkeğin yerini Kemal Tahir'in nasıl yorumladığuna değindim.

Ayrıca Çerçi Sanat ekibinden Şengül Can'ın da bu sayıda bir denemesi bulunuyor. Roman Kahramanları'nın baharı kucaklayan sayısını kaçırmayın.
Çerçi Sanat'ın 5. sayısı uzun bir aradan sonra bizlerle. Yeni yılı yepyeni bir sayıyla açan Çerçi Sanat ekibi Günebakan dosyasının adını "Günebakan" olarak bırakıyor ve kendi seçtikleri üç kadın öykücünün eserlerini odak noktasına alıyor. 5. sayının bütün yazılarını buradan okuyabilirsiniz: http://cercisanat.com/dergi/5

Kadın yazar diye bir ayrıma gitmek elbette tartışmalı. Ama neden böyle bir dosya konusu seçtiklerini "Editör"den yazısında net bir şekilde açıklıyorlar: "Şimdi böyle bir çalışmaya ne gerek vardı dediğinizi duyabiliyoruz, en azından bazılarının. Fakat biz her sayıda aslında okumak istediğimiz yazarları çalışıyoruz çünkü derginin mutfak kısmında yine biz varız ve dışarıdan yazılar almıyoruz genellikle. Kadın yazarları okumak istedik. Hem de böyle, kadınların olduğu bir sayıda. Metinler üzerinden hareket etmek en doğrusudur diye düşündük. 'Kadınlık', 'kadın yazarlık' kavramı her zaman tartışılacak bir konu. Ve asla bununla ilgili somut bir çözüm de söz konusu değil. Çünkü öznesi edebiyat ve bu zemin ahkâm kesenleri, katı kurallar koyanları asla affetmez."

Derginin bu sayısında getirdiği bir yenilik ise "çevrimiçi söyleşiler. Bu sayıda eserlerini büyük ölçüde internet ortamında yayınlamayı tercih eden Reyhan Yıldırım ve Melek Ekim Yıldız. Bir e-dergi için e-yayın tercih eden yazarlarla röportaj büyük önem taşıyor. Çevrimiçi röportajların devamının geleceğini tahmin ediyoruz. Bu röportajlar şimdiden derginin en çok okunanları arasına girdi bile.

Çerçi Sanat'ın 5. sayısındaki yazar ve yazı listesini aşağıda bulabilir, yanlarındaki bağlantılardan yazıları hemen, her yerde ve her zaman okuyabilirsiniz (e-derginin güzelliği).

Dosya konuları:

"Çuvaldızı Kendine İğneyi Başkasına Batıran Öyküler" - Şengül Can: http://cercisanat.com/dergi/5/cuvaldizi-kendine-igneyi-baskasina-batiran-oykuler

"Yersiz Yurtsuz Karakterlerin Öyküleri" - Tuğçe Ayteş: http://cercisanat.com/dergi/5/yersiz-yurtsuz

"Üç Yazar" - Tülay Akyol: http://cercisanat.com/dergi/5/uc-yazar

"Öykünün Cinsiyeti" - Özlem Şan: http://cercisanat.com/dergi/5/oykunun-cinsiyeti

Söyleşi:

"Öykü Buluşmaları Buluşma Öyküleri", Özlem Şan: http://cercisanat.com/dergi/5/oyku-bulusmalari-bulusma-oykuleri

Çevrimiçi Söyleşiler:

"Melek Ekim Yıldız'la Çevrimiçi Söyleşi"- Şengül Can: http://cercisanat.com/dergi/5/melek-ekim-yildizla-cevrimici-soylesi

"Reyhan Yıldırım'la Çevrimiçi Söyleşi" - Şengül Can, Özlem Şan - http://cercisanat.com/dergi/5/reyhan-yildirimla-cevrimici-soylesi

Öykü:

"Hasat" - Fahri Alpyürür: http://cercisanat.com/dergi/5/hasat
"Direniş" - Servet Karaaslan: http://cercisanat.com/dergi/5/direnis-1
"Kaya Kartalı" - Emine Aydoğdu: http://cercisanat.com/dergi/5/kaya-kartali
"Ya Gözlerim Konuşursa" - Nilgün Admeş: http://cercisanat.com/dergi/5/ya-gozlerim-konusursa


Şiir:

"Ekin" - Talita Yaltırık: http://cercisanat.com/dergi/5/ekin
"Bir" - Ali Kırkar: http://cercisanat.com/dergi/5/bir
"Dokunmaya Ağıt" - Doğa Çam: http://cercisanat.com/dergi/5/dokunmaya-agit
"Karsız" - Erkan Karakiraz: http://cercisanat.com/dergi/5/karsiz







Epeydir İstanbul hakkında İngilizce bir blog başlatmaya niyetliydim. Kardeşimden de aynı öneri gelince kolları sıvadık ve İstanbul'u arkadaşça okuyabileceğiniz bir blog hazırlamaya başladık. Şu an için İstanbul'a seyahat etmeyi planlayan veya öğrencilik, iş gibi nedenlerle bir süre İstanbul'da kalacak olan yabancılara yönelik İngilizce yazıyoruz. Ama Türkçe bloğun da hazırlıkları içinde olduğumuzu not düşelim.

Siteyi buradan ziyaret edebilirsiniz: http://istanbulfriendly.blogspot.com.tr/

Blogdaki yazıları öncelikle deneyimlerimizden yola çıkarak, sonra da araştırarak yazıyoruz. Fotoğrafları da kendimiz çekip ekliyoruz. DSLR fotoğraf makinesinin yanı sıra üst sürüm cep telefonlarıyla kaliteli fotoğraflar sunmaya çalışacağız. Yani buradaki fotoğraflar ilk olarak burada yer alacak. Fotoğraflara ismimizi yazıyoruz ama onları da, yazıları da (elbette emeğe saygı açısından referans vererek) paylaşabilirsiniz.

İstanbul hakkında yazılacak elbette çok şey var. Bunları sekiz ana kategori altında toplamaya çalıştık: Sights (görülecek yerler), Food/Drink (yiyecek/içecek), Shopping (alışveriş), Transportation (ulaşım), Accomodation (konaklama), Events (etkinlikler), Districts (semtler), Tips (ipuçları). Bunları arkadaşça bir tarzda yazarak İstanbul'u hakkıyla yansıtmayı düşünüyoruz.

Birçok seyahat sitesinde üst sıralarda yer alan İstanbul'u tarafsız bir gözle anlatmak önemli. Son zamanlarda birçok listede İstanbul'un güzellikleri anlatılıyor. Ama en çok dikkatimizi çeken husus bu fotoğraflarda neredeyse hiç kadın olmaması! Bu bloğu iki kadının yazması da bu açıdan yararlı olacak diye düşünüyorum.

Keyifli bir süreç olması dileğiyle!



Hızlı ve Bilgili 2 güncellendi!

Oyunun tasarımı, flat tasarıma uygun ve kullanıcı dostu olarak tamamen değişti, logosu da yenilendi.

Bilgilendirici sayfalar sayesinde istediğiniz sayfalara ulaşmak artık daha kolay. Soruların daha okunur hale geldiğini de fark edeceksiniz.

Bu yepyeni deneyimi kaçırmayın. Yeni sorular eklemeye devam ettiğimiz de hatırlatmadan geçmeyelim.

Hızlı ve Bilgili 2'yi indirdiyseniz cihazlarınızın güncellemelerini kontrol edin, indirmediyseniz burada bulabilirsiniz:

https://itunes.apple.com/tr/app/h-zl-ve-bilgili-2/id776098410?mt=8


Serbest çalışma, böyle çalışanlar arasında sık kullanılan sözcük olan "freelance" Türkiye'de ve belki deneyimlemesem de dünyadaki birçok ülkede tam zamanlı çalışmaktan daha sıkıntılı olabiliyor.

Türkiye'de serbest yapılan işin karşılığını almak için çırpınmak gerekiyor. Uğraştığım alan olduğu için çeviriden örnek vererek anlatacağım. Çeviride  sözleşme yapılır, iki tarafın da şartları kabul ettiği anlamına gelir bu. Sonra bir aksilik olmazsa çevirmen kitabı çevirir, editör tarafından düzeltilir, yayınevi de son ürüne onay verdiğinde basılır. Böyle anlatınca kulağa çok hoş geliyor. Ama en geç kitap basıldıktan sonra yapılması gereken ödemeden ses çıkmaz. Kitap raflarda yerini almıştır; fakat yayınevi "düzeltisi sıkıntılıydı, geç çıktı" vb diyerek ödeme yapmamalarını gerekçelendirmeye çalışır. Alacağınız atla deve de değil toplam süreçte beş altı ayda iki bin lira falan. Sanırsınız çevirmen yayıncının canını istedi. Ayrıca söz konusu kitap için iki ayağınızı bir pabuca sokup acele ettirmişlerdir muhtemelen.

Etrafta duyduklarım ve okuduklarımın sadece çevirmenlik değil serbest çalışılan her alanda, özellikle yazılım ve tasarımda şark kurnazlarından geçilmediğini gösteriyor. Emeği ayaklar altına alıp iyice üstünde tepinmek nedir anlamıyorum. Serbest çalışma mağduru arkadaşlar ve kendim adına genel bir itirafta bulunayım. Sevgili işverenler, insanın insana yapmayacağı hareketleriniz de samimiyetten uzak tatlı dilleriniz de umurumuzda değil, biz sadece emeğimizin karşılığını somut olarak görmek istiyoruz.

Şunu da ekleyeyim: Serbest çalışmanın her zaman bir cazibesi olacak. Ne var ki serbest çalışmayla girişimciliği karıştırmamak lazım. İkisi de gerektiğinde tam zamanlı çalışmadan daha fazla vaktinizi ayırmanızı gerektirse de serbest çalışmada hala bir işverenin buyruğu altındasınız, girişimcilikteyse kendi işinizi kendiniz yaratma, yani işveren olma imkanınız var. Bence ikincisi daha zor ama daha cazip olan o çünkü tutturursanız sizin için geleceği daha parlak.

Şimdilik hayat serbest çalışmanın stresiyle uğraşmak için çok kısa ve girişim için de şartlar yeterince olgun değil diyerek tam zamanlı işe geri dönüyorum. Zamanın herkes için güzel şeyler gösterir umarım.
Johan Thoms'un Felaketlerle Dolu Muhteşem Hikâyesi son çevirim. Tam zamanlı işler esnasında bir süre çeviriye zaman ayıramamıştım ama bu çeviri ilaç gibi geldi.

Ian Thorton'un yazdığı kitap hem esprili bir dile sahip hem de zaman zaman acıklı olaylara. Johan Thoms, normalden büyük başı, muhtemel üstün zekâsı ama bir yandan da hafif aklıyla dikkat çeken bir çocuktur. Saraybosna'nın mütevazı kasabası Argona'daki hayatı üniversitedeyken babasının işsiz kalmasıyla değişecektir. Çocukluktan tanıdığı Kont Kaunitz'in aracılığıyla o dönemde 19 yaşındaki bir çocuğun hayal edemeyeceği kadar yüksek maaşlı bir iş bulur. Arşidük Franz Ferdinand'ın şoförlüğünü yaparken başına geleceklerden habersizdir. Güzel sevgilisi Lorelei hakkında hayaller kurarken yanlış bir sokağa sapar ve geri geri çıkamaz. Gavrilo Princip'in suikast planına yağ sürer ve Franz Ferdinand'la eşi Sophie oracıkta öldürülür.

Johan için tek bir seçenek vardır: kaçmak. Olaydan hemen sonra yollara düşer. Ailesini ve bütün tanıdıklarını geride bırakır. Yepyeni ülkeler görür, yepyeni insanlarla tanışır. (Bu noktada Johan şanslı mı şanssız mı diye soruyorsunuz kendinize.) 1. Dünya Savaşı'ndan tamamen kendini sorumlu tutuyordur. Bu arada dünyada savaşlar bitmez. Johan bunların hepsinden kendine pay biçer. Burada durayım, bol gönderme ve alıntı içeren sayfaları okuma zevkini size bırakayım.

Kitap 24 Temmuz'da, 1. Dünya Savaşı'nın yıldönümünde raflarda yerini aldı. Ama dilerseniz internetten de alabilirsiniz. Birçok sitede satışı yapılıyor, örneğin şurada: http://www.idefix.com/kitap/johan-thomsun-felaketlerle-dolu-muhtesem-hikayesi-ian-thornton/tanim.asp?sid=CRYG5REYDT1TIJJBQKEF

Keyifle okuyacağınızı ve elinizden bırakamayacağınızı umuyorum.
Çerçi Sanat'ın 4. sayısı çıktı, hem de "tiyatro özel" dosyasıyla. Her yeni sayıdaki gibi yine büyük bir heyecan yaşıyoruz.

Modern tiyatrodan tiyatro yazımı ve yayınına, kukla tiyatrosu ve radyo tiyatrosu gibi geleneksel tiyatrolardan pantomime kadar epey zengin bir içerik sizi bekliyor. İncelemelerimiz, öykülerimiz ve şiirlerimiz de var elbette.

Bu sayıda "Yok Hücre" adlı öyküm yayınlandı. Değişik bir kurgusu olduğu için ipucu vermiyorum. Buradan okuyabilirsiniz. http://cercisanat.com/dergi/4/yok-hucre

Ayrıca çorbada benim de tuzum bulunsun diyerek tiyatroya dair bir yazı yazdım. Geçen sayıda "Beyaz Yaka Dili incelememi tamamlayıcı olsun istedim. (Aksilik olmazsa bu yönde yazılara devam edeceğim.) "Tiyatro Beyaz Yakalılar İçin Neden Önemli" yazımı da buradan okuyabilirsiniz: http://cercisanat.com/dergi/4/tiyatro-beyaz-yakalilar-icin-neden-onemli

Bu kadar güzel yazıyı birbirinden ayırmak olmaz ama bu sayıdan iki örnek vermeden edemeyeceğim.

Birincisi, "Editörden" yazımız. Gündeme ve iktidar-sanat ilişkisine dair leziz bir metin okumak isteyenler buraya: http://cercisanat.com/dergi/4

İkincisi, hemen her sayımızda her vermeye çalıştığımız gibi Kürtçe şiir çevirisi sizi bekliyor: http://cercisanat.com/dergi/4/nasname-kimlik

Bayram seyran demeden yayında olan Çerçi Sanat, tatildeyseniz plajda, akraba gezmesindeyseniz salonda okunabilir. Kaçırmayın derim.


Appstore'daki ilk göz ağrımız Hızlı ve Bilgili'ydi. Şimdi yepyeni yüzüyle karşınızda: Hızlı ve Bilgili 2.

Yine en hızlı ve en bilgili olan kazanacak. Ama bu sefer rekabet çok daha fazla! Öncelikle Facebook veya Game Center ile kayıt olup arkadaşlarınızla yarışabileceksiniz. İster genel odada herkesle, ister özel odalarda sadece arkadaşlarınızla kapışın. Odalarda chat özelliği de bulunuyor.

Oyun sırasında sıralamanızı yükseltmek, daha çok puan ve kupa kazanabilmek için joker haklarınızı da kullanabilirsiniz. Joker haklarınız: yarı yarıya jokeri, doğru cevap jokeri ve pas jokeri.

Şu an otuz binden fazla soru var ve yeni sorular eklemeye devam ediyoruz. Ne kadar çok soru çözerseniz gündemdeki sorulardan yakalama fırsatınız o kadar artıyor. İleri de sorularla ilgili hoşunuza gidecek bir sürprizimiz de olacak.

Appstore'daki Hızlı ve Bilgili 2'yi iPhone ve iPad'lerinizde oynayabilirsiniz:
https://itunes.apple.com/tr/app/h-zl-ve-bilgili-2/id776098410



En son Aralık ayında 2. sayısını okuma şansı elde ettiğimiz Çerçi Sanat, 3. sayısıyla tekrar bizlerle. (Gündemi de kendine katan editörden yazımızla yayındayız: http://cercisanat.com/dergi/3)

Bu yazıda daha önceki sayıdan tanıdığımız yazar ve ilüstratör arkadaşlarımızla birlikte yepyeni isimlerle de tanışma fırsatı elde edeceğiz.

Ayrıca Günebakan'da Faruk Duman bizlerle. Röpotajını okumak isterseniz buraya bekleriz: http://cercisanat.com/dergi/3/faruk-duman-ile-soylesi

Bu sayıda, iki yazımla dergiye katkıda bulundum:

Birincisi, Günebakan konuğumuz Faruk Duman için yazdığım deneme: "Ve Ceren, Hüzünle Kaybolur..."

İkincisi, epey içeriden yazdığım bir deneme: "Beyaz Yakalının Sessiz Çığlığı: Ofis Dili". (Yeri gelmişken bu yazı, başta ele aldığı beyaz yakalı emekçiler olmak üzere hayatta kalabilmek için çalışmak zorunda olan tüm emekçilere gelsin.)

Keyifle okuyacağınız bir sayı olduğunu umuyoruz. Siz yazılarımızı okurken biz de yeni sayı hazırlıklarına başladık bile!


Ne zamandır yaptıklarımı bir arada gösterecek bir portföy üzerinde düşünüyordum. Gittiğim iş görüşmelerinde portföy eksikliğimi hissettim. Özellikle içerik konusunda karşımdaki kişileri ikna etsem de bir türlü proje konusunda nedense güven kazanamıyordum.

Böylece, Wordpress'ten daha sonra domainini aldığım isim soyad kombinasyonuma geçireceğim bir hesap açtım. Burada daha önce internette ve basılı mecrada yayımlanmış öykü ve denemelerim, şu ana kadar yaptığım işler, üzerinde çalıştığım projeler, çalıştığım sektörler ve genel olarak mesleğim hakkında bilgilerle görüşlerim, ilerleyen zamanda da belki öykü ve makale çevirilerimi yayınlamayı planlıyorum.

Hakkımda bölümünde kısa bir özgeçmişimi bulabilirsiniz.

Vahşi kapitalizmin hizmetindeyim. Ziyaret etmek için adres: http://tugceaytes.wordpress.com/

Çerçi Sanat'ın ikinci sayısı epeydir yayında. 3. sayısının hazırlıkları sürüyor. Yepyeni yazılarla okuyucuyla buluşmak üzere olmanın heyecanı hissediliyor.

Dergi mutfağında yer almanın yanı sıra öykü ve denemelerimle de katkıda bulunmaya çalışıyorum. İlk sayıda "Baskı" adlı öykümün yayınlandığından bahsetmiştim. Hem de Yunus Kocatepe'nin özel çizimiyle.

İkinci sayıda reklam diliyle ilgili "Bu Yazı Satılıktır" denemem yayınlandı. Biraz deneyimlerimden, biraz 99 francs filminden, biraz da John Berger ve Roland Bartes'tan ilham aldım. Umutsuz bir yazı olduysa affola...

Yaşasın e-dergi


E-derginin ayrı bir heyecanı, güzelliği var. Çerçi Blog'da bununla ilgili bir yazı yayınlandı hatta. Maliyet, erişim, muhafaza etme ve çeşitlilik avantajlarının yanı sıra ben de bir madde eklemek istiyorum:

5. Doğa dostu olması: Çerçi Sanat'ın yayınlanma sürecinde hiçbir ağaca zarar gelmiyor! Bilgisayarınızdan, tabletinizden ve telefonunuzdan gönül ferahlığıyla okuyabilirsiniz.

Bu arada müjdemi vereyim: Yakın zamanda Çerçi Sanat'ı okumak için internete de ihtiyacınız olmayacak. Çünkü dosya olarak indirebileceksiniz!

İyi okumalar...

İki seneden biraz daha uzun bir süredir amatör fotoğraflar çekiyorum. Hala tekniğe hakim değilim, gözüme güzel görünen manzaraları, anları paylaşmaya çalışıyorum.

Genelde çiçek, hayvan ve manzara fotoğrafları çekiyorum. Sade, canlı ve renkli kompozisyonlar hoşuma gidiyor. Fotoğraflardan öykülerime ilham almaya da çabalıyorum.

Yurt içinde çektiğim fotoğraflara birkaç aydır yurt dışı fotoğraflar da ekleyebildiğim için mutluyum. Fotoğraflara baktıkça hayallerimin gerçekleştiğini hissediyorum.

Daha bir fırın ekmek yemem ve iyi bir lens (gönlümden geçen makro lens) almam gerektiğinin farkındayım ama şimdilik güncellediğim 500px sayfamın linkini vereyim:

http://500px.com/tugceaytes



Çerçi Sanat 2. sayısını da çıkardı. Her zamanki gibi özenli yazılar var bu sayıda da. Şimdilerde üçüncü sayı hazırlanırken sosyal medyada da atağa geçmeye, internetin nimetlerinden daha fazla yararlanarak daha fazla ulaşılabilir olmaya kararlılar.

Bunun en güzel örneklerinden biri de bugün yayına başlayan Çerçi Sanat blog: cercisanat.blogspot.com

Daha çok yeni olduğu için pek bir şey söylemek mümkün değil ama tahmin edilebildiği kadarıyla, dergi içeriklerinin yanı sıra güncel edebiyat ve sanat haberlerini de bu blogdan takip edebileceğiz.

Ekibin bir parçası olarak söyleyebilirim ki Çerçi Sanat okurlarını çok güzel gelişmeler bekliyor!

Bilgi yarışması hiçbir dönem modası geçmeyen bir oyun çeşidi. Bazı oyunların furyası olur, belli dönem oynanır, sonra tamamen unutulur. Oysa bilgi yarışmalarına dönüp dönüp tekrar bakılabilir. İnsanın kendini sınama sevdasının da bir yansıması olabilir elbette. (Kelime oyunu da benzer şekilde rağbet gören bir oyun çeşidi.) Böyle oyunlar ve uygulamalar özellikle ofis hayatında uyuşan beyinleri bile diriltecek güçte.

Neden böyle bir girizgaha ihtiyaç duyduğuma gelince. İnternet alemine ilgi duyan ve bir süredir bu alanda çalışmayı tercih eden biri olarak mobilin cazibesine kapılanlardanım. Ama bir farkla; işin mutfağına da girme hevesiyle... Şanslıyım ki tanışmış olmaktan ve birlikte bugünlere gelmiş olmaktan dolayı mutluluk duyduğum Selçuk Fatih Sevinç tarafından yazılan bir mobil uygulamada küçük de olsa katkım bulundu, bulunmaya da devam edecek.



Hızlı ve Bilgili bir yandan tam bir bilgi yarışması, diğer yandan da muadillerinden farklı. Aynı anda diğer yarışmacılarla da rekabet içindesiniz ve sıralamanızı görebiliyorsunuz. Daha şimdiden yeni güncellemeler de yolda. Oyunun özelliklerini uzun uzadıya anlatmak yerine sizi linkle baş başa bırakayım:

https://itunes.apple.com/tr/app/h-zl-ve-bilgili/id646340892?mt=8

Bana gelince, soru eklemeye devam...



Çerçi Sanat'ın ilk sayısında yayınlanan öyküm: Baskı http://cercisanat.com/dergi/1/baski


Edebiyat dünyasına yepyeni bir soluk: Çerçi Sanat yayında! #direnedebiyat

www.cercisanat.com

Resimli internet edebiyat dergisi MaviMelek (http://www.mavimelek.com/), artık İngilizce olarak da okunabilecek. İşte duyuru metni:

Welcome to MaviMelek English Pages!
Pages you are about to read are an anthology of works that were previously published in MaviMelek. The more our translator contributers are, the more works in the anthology will be. In due course, our anthology will be broadened to include other languages else than English.Our aim is to spread our blueness to all parts of lands and seas that our angel's wings can ever reach. In a global world that limits have vanished, we know that being an online magazine passes through a multilingual form of communication. While our stories, poems and blueness shine, our biggest wish is to convey new voices to lovers of literature in other languages else than Turkish.Illustrated online lit-e-rature magazine MaviMelek, in these terms, is open to every kind of suggestions and contributions. Let us raise our voices together...

MaviMelek İngilizce Sayfalar'a hoş geldiniz!
Okuduğunuz sayfalar, MaviMelek'te daha önce yayınlanmış eserlerin bir seçkisidir. Çevirmen katılımcılarımız arttıkça, seçki sayımızı da artırmayı planladığımız bu çalışma, zaman içinde İngilizce'den başka dilleri de kapsayarak genişleyecektir. Amacımız; meleğimizin kanatlarının erişebildiği tüm kara ve deniz parçalarına maviliğimizi bulaştırmak. Sınırların kalktığı küresel bir dünyada, online bir dergi olmanın çok dilli bir iletişim biçiminden geçtiğini biliyoruz. Öykülerimiz, şiirlerimiz ve maviliğimiz ışık saçarken, Türkçe dışındaki farklı dillerdeki edebiyat severlere de yeni sesler ulaştırmak en büyük isteğimiz. Online resimli e-debiyat dergisi MaviMelek, bu anlamda her türlü öneriye ve katılıma açıktır. Gelin sesimizi birlikte çoğaltalım...

http://www.mavimelek.com/mavimelek_english_pages.htm