çeviri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çeviri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Kitap çevirisi ticari çevirilere (mesela kullanım kılavuzuna çevirisine) göre daha zahmetli ama hiç şüphesiz bir o kadar da tatmin edici. İki yıldır yayınlanması beklediğim, yaklaşık 3'te birini çevirdiğim kitap da 2016'nın kasım ayında Say Yayınları tarafından yayınlandı.

"Bilim ve Din İlişkisi", "Biyografi Çalışmaları", "Entelektüel Kaynaklar ve Felsefi Arka Planlar", "Belirli Dini Gelenekler ve Kronolojik Dönemler", "Astronomi ve Kozmoloji", "Fen Bilimleri", "Dünya Bilimleri", "Biyolojik Bilimler", "Tıp ve Psikoloji", "Okült Bilimler" ana başlıklarına sahip kitap 840 sayfa. Başlı başına, çok yönlü bir okuma deneyimi.

Açıkçası birçok çeviri yaptım ama bu kitap gerçekten arkasında durup "Çevirmenleri arasında ben de varım" diyebileceğim bir kitap. Bilim, din ve felsefe başlıkları ilginizi çekiyorsa hiç kaçırmayın.
Serbest çalışma, böyle çalışanlar arasında sık kullanılan sözcük olan "freelance" Türkiye'de ve belki deneyimlemesem de dünyadaki birçok ülkede tam zamanlı çalışmaktan daha sıkıntılı olabiliyor.

Türkiye'de serbest yapılan işin karşılığını almak için çırpınmak gerekiyor. Uğraştığım alan olduğu için çeviriden örnek vererek anlatacağım. Çeviride  sözleşme yapılır, iki tarafın da şartları kabul ettiği anlamına gelir bu. Sonra bir aksilik olmazsa çevirmen kitabı çevirir, editör tarafından düzeltilir, yayınevi de son ürüne onay verdiğinde basılır. Böyle anlatınca kulağa çok hoş geliyor. Ama en geç kitap basıldıktan sonra yapılması gereken ödemeden ses çıkmaz. Kitap raflarda yerini almıştır; fakat yayınevi "düzeltisi sıkıntılıydı, geç çıktı" vb diyerek ödeme yapmamalarını gerekçelendirmeye çalışır. Alacağınız atla deve de değil toplam süreçte beş altı ayda iki bin lira falan. Sanırsınız çevirmen yayıncının canını istedi. Ayrıca söz konusu kitap için iki ayağınızı bir pabuca sokup acele ettirmişlerdir muhtemelen.

Etrafta duyduklarım ve okuduklarımın sadece çevirmenlik değil serbest çalışılan her alanda, özellikle yazılım ve tasarımda şark kurnazlarından geçilmediğini gösteriyor. Emeği ayaklar altına alıp iyice üstünde tepinmek nedir anlamıyorum. Serbest çalışma mağduru arkadaşlar ve kendim adına genel bir itirafta bulunayım. Sevgili işverenler, insanın insana yapmayacağı hareketleriniz de samimiyetten uzak tatlı dilleriniz de umurumuzda değil, biz sadece emeğimizin karşılığını somut olarak görmek istiyoruz.

Şunu da ekleyeyim: Serbest çalışmanın her zaman bir cazibesi olacak. Ne var ki serbest çalışmayla girişimciliği karıştırmamak lazım. İkisi de gerektiğinde tam zamanlı çalışmadan daha fazla vaktinizi ayırmanızı gerektirse de serbest çalışmada hala bir işverenin buyruğu altındasınız, girişimcilikteyse kendi işinizi kendiniz yaratma, yani işveren olma imkanınız var. Bence ikincisi daha zor ama daha cazip olan o çünkü tutturursanız sizin için geleceği daha parlak.

Şimdilik hayat serbest çalışmanın stresiyle uğraşmak için çok kısa ve girişim için de şartlar yeterince olgun değil diyerek tam zamanlı işe geri dönüyorum. Zamanın herkes için güzel şeyler gösterir umarım.
Johan Thoms'un Felaketlerle Dolu Muhteşem Hikâyesi son çevirim. Tam zamanlı işler esnasında bir süre çeviriye zaman ayıramamıştım ama bu çeviri ilaç gibi geldi.

Ian Thorton'un yazdığı kitap hem esprili bir dile sahip hem de zaman zaman acıklı olaylara. Johan Thoms, normalden büyük başı, muhtemel üstün zekâsı ama bir yandan da hafif aklıyla dikkat çeken bir çocuktur. Saraybosna'nın mütevazı kasabası Argona'daki hayatı üniversitedeyken babasının işsiz kalmasıyla değişecektir. Çocukluktan tanıdığı Kont Kaunitz'in aracılığıyla o dönemde 19 yaşındaki bir çocuğun hayal edemeyeceği kadar yüksek maaşlı bir iş bulur. Arşidük Franz Ferdinand'ın şoförlüğünü yaparken başına geleceklerden habersizdir. Güzel sevgilisi Lorelei hakkında hayaller kurarken yanlış bir sokağa sapar ve geri geri çıkamaz. Gavrilo Princip'in suikast planına yağ sürer ve Franz Ferdinand'la eşi Sophie oracıkta öldürülür.

Johan için tek bir seçenek vardır: kaçmak. Olaydan hemen sonra yollara düşer. Ailesini ve bütün tanıdıklarını geride bırakır. Yepyeni ülkeler görür, yepyeni insanlarla tanışır. (Bu noktada Johan şanslı mı şanssız mı diye soruyorsunuz kendinize.) 1. Dünya Savaşı'ndan tamamen kendini sorumlu tutuyordur. Bu arada dünyada savaşlar bitmez. Johan bunların hepsinden kendine pay biçer. Burada durayım, bol gönderme ve alıntı içeren sayfaları okuma zevkini size bırakayım.

Kitap 24 Temmuz'da, 1. Dünya Savaşı'nın yıldönümünde raflarda yerini aldı. Ama dilerseniz internetten de alabilirsiniz. Birçok sitede satışı yapılıyor, örneğin şurada: http://www.idefix.com/kitap/johan-thomsun-felaketlerle-dolu-muhtesem-hikayesi-ian-thornton/tanim.asp?sid=CRYG5REYDT1TIJJBQKEF

Keyifle okuyacağınızı ve elinizden bırakamayacağınızı umuyorum.

Resimli internet edebiyat dergisi MaviMelek (http://www.mavimelek.com/), artık İngilizce olarak da okunabilecek. İşte duyuru metni:

Welcome to MaviMelek English Pages!
Pages you are about to read are an anthology of works that were previously published in MaviMelek. The more our translator contributers are, the more works in the anthology will be. In due course, our anthology will be broadened to include other languages else than English.Our aim is to spread our blueness to all parts of lands and seas that our angel's wings can ever reach. In a global world that limits have vanished, we know that being an online magazine passes through a multilingual form of communication. While our stories, poems and blueness shine, our biggest wish is to convey new voices to lovers of literature in other languages else than Turkish.Illustrated online lit-e-rature magazine MaviMelek, in these terms, is open to every kind of suggestions and contributions. Let us raise our voices together...

MaviMelek İngilizce Sayfalar'a hoş geldiniz!
Okuduğunuz sayfalar, MaviMelek'te daha önce yayınlanmış eserlerin bir seçkisidir. Çevirmen katılımcılarımız arttıkça, seçki sayımızı da artırmayı planladığımız bu çalışma, zaman içinde İngilizce'den başka dilleri de kapsayarak genişleyecektir. Amacımız; meleğimizin kanatlarının erişebildiği tüm kara ve deniz parçalarına maviliğimizi bulaştırmak. Sınırların kalktığı küresel bir dünyada, online bir dergi olmanın çok dilli bir iletişim biçiminden geçtiğini biliyoruz. Öykülerimiz, şiirlerimiz ve maviliğimiz ışık saçarken, Türkçe dışındaki farklı dillerdeki edebiyat severlere de yeni sesler ulaştırmak en büyük isteğimiz. Online resimli e-debiyat dergisi MaviMelek, bu anlamda her türlü öneriye ve katılıma açıktır. Gelin sesimizi birlikte çoğaltalım...

http://www.mavimelek.com/mavimelek_english_pages.htm