Wild: Bir Kadın Kendini Arıyor


Wild (Yaban), Cheryl Strayed'in hayatından uyarlanmış bir film, başrolünde de Reese Witherspoon var ve neredeyse bütün filmi sırtlıyor. Adından ve görselden de anlaşılacağı üzere, Amerikalı kadının tek başına doğa yolculuğunu anlatıyor. Sürprizbozanlarla devam edeyim.

Açıkçası daha vurucu bir yolculuk ve daha feminist bir film beklemiştim. Ama film sakin bir çizgiyi benimsemiş. Cheryl annesini kaybettikten sonra kendini toparlayamamış bir kadın. Her gün kafayı bulup kocasını başka erkeklerle aldatıyor. Kocası keşfediyor ve boşanıyorlar. Cheryl de tek başına zorlu bir doğa yürüyüşüne çıkmaya karar veriyor. Zihninde annesine dair anıları uçuşuyor, zaman zaman yürüyüşü bırakacak gibi oluyor ama kendini zorluyor. Bu arada belirtmeden olmaz; Kocasından ayrıldıktan sonra "başıboş, avare" anlamlarına gelen "Strayed" soyadını da kendisi seçiyor. Hayattan o kadar umutsuz halde.

Daha ıssız bir güzergah beklemiştim ama belli mesafelerde gezginlerin not bıraktığı defterler ve emanetlerini toplayıp yiyecek içecek tedarik edebilecekleri ve dinlenebilecekleri binalar bulunuyor. Yolda tek başına kalmadığı da oluyor, başka gezginlerle de karşılaşıyor. Ama Cheryl Strayed çok geçmiş bir zamanda bu işe girişmemesine rağmen, kadın gezginler yok denecek kadar az. O yüzden onun bu çabası diğer gezginler arasında oldukça dikkat çekiyor.

En baştan beri her an bırakacak gibi olsa da, yiyecek ve içeceksiz kalsa da, ayakkabısı ayağını vursa ve çantası vücudunu yara bere içinde bıraksa da uzun yürüyüş yolunu tamamlamayı başarıyor. Film onun bu başarısıyla ve kendiyle barışmasıyla bitiyor. Açıkçası bana bir "eee?" tepkisi verdirdi. Açıkçası bir Emma Gatewood etkisi beklemiştim. (Hollywood yakında onu da keşfeder, bol Amerikan sosu katar ve bize yedirir.)

Emma Gatewood'u 5Harfliler'de Kiraz Akın'ın yazısında keşfettim. Gatewood öyle 1100 mil (1700 km) değil 3500 km'yi yürümeyi göze alıyor. Geride Cheryl'den daha fazla bırakacak şeyi var: İlgilenilmesi gereken bir çiftlik, şiddet gösteren bir koca, on bir çocuk ve yirmi üç torun. On dört eyaletten geçen bu dağlık yolda vahşi hayvan namı yok yok. Üstelik filmin geçtiği dönemden çok daha önce. Tek başına böyle bir yola çıkan kadını bırakın, evde söz sahibi olan kadın bile parmakla sayılır. Emma birden karar verip kimseye haber vermeden 1954'te yola çıkıyor. Ama ilkinde hazırlıksız yakalanıyor. Gözlükleri kırılınca neredeyse hiçbir şey göremiyor. Görevliler onu geri gönderiyor ve birkaç gün sonra evinde hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyor.

Kafasına koymuş bir kere... 1955'te yine neredeyse hazırlıksız bir şekilde yürüyüşe çıkıyor. (Ne çadırı ne haritası var! Kendi kadar çantasına her şeyi dolduran Cheryl'den çok farklı.) Yanında biraz yiyecek, biraz da nasılsa birileri karşıma çıkar umudu. Gansterler, çıngıraklı yılanlar, kasırgalar. Bu yol tam 146 gün sürüyor. Bu arada onu görenler basına haber vermiş bile. Tam bir Süper Babaanne vakası oluyor. O yolu yürüyen ilk kadın olma unvanını da göğüslüyor. Bunu bir kere yaptığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz çünkü iki kere daha yapıyor! (O arada ona kötü davranan otuz yıllık kocasını da bir güzel boşuyor.)

Belki de Emma Gatewood'un hikayesini okuduktan sonra Wild filmi bana biraz yavan geldi. Yoksa böyle bağımsız çabaların iyisi kötüsü olmaz. Her gün on saat oturduğum yerden bunları yazmak zaten bütün o kadınlara haksızlık olur. Kim bilir, belki bir gün ben de Güney Asya yollarını böyle kat ederim... Belki de Emma gibi "haydi" değil de "belki" dediğim için oturmaya mahkum olurum, kim bilir!

Hiç yorum yok: