Vikings: History Channel'ın Bir Bildiği Var


Vikings'i neresinden övmeye başlasam bilemiyorum. İkinci sezonunu yeni bitirdim. Üçüncü sezonun yarısı yayınlandı ama son dört beş bölümü beklerken heyecandan kalp krizi geçirmeyeyim diye acele etmiyorum.

History Channel'da yayınlanan bu güzide dizi bana Game of Thrones'u neredeyse unutturdu. (Karşılaştırmak ne kadar doğru bilmiyorum gerçi.) Rolünün hakkını veren oyuncuları, dantel gibi senaryosu, enfes manzaraları, kuzeyin ruhunu hissettiren müzikleriyle gönüllerde taht kuran bir yapım.

Bir tarih kanalında yayınlanmasından anlaşılacağı üzere köklerini tarihten alan ve sırtını büyük ölçüde tarihe yaslayan bir yapım. Elbette kurgunun gücünden de olabildiğince yararlanıyor. Baş karakterlerin büyük çoğunluğunun ismini arattığınızda epey kaynaktan gerçek hikayelere ulaşabilirsiniz.

İnterneti hatmetseniz de sürprizbozanlar olabilir, dikkat.

Konu

Dizi bana her zaman ilginç gelmiş ama biraz da karanlık kalmış olan Vikinglerin yaşamlarına bakma fırsatı sunuyor. Kuzey halklarının yaşayışları, inanışları ve tarihlerine tanıklık ediyormuş gibi bir his veriyor. Kuzeyli kostümler, kuzeyli müzikler derken o dünyanın bir parçası oluveriyorsunuz.

Benim rastladığım kaynaklarda Vikinglerin hakkıyla anlatılmadığını da fark ettim. (Ya da o konuda ben iyi bir araştırmacı değildim.) Elbette dizideki kurmaca olasılığını da göz önünde bulundurmak lazım ama Gotların ve o bölgede barbar olarak nitelendirilen diğer halklara karşı önyargılar da sarsılıyor. Yerleşim şekilleri, geçim kaynakları, düzenledikleri akınlarla artık daha bütünlüklü bir resim var aklımda.

Karakterler

Diziyi bu kadar etkileyici kılan unsurlardan biri de karakterler. İki sezondur geniş bir zaman dilimini atlatmalarına rağmen hiç yaşlanmamalarını bir kenara koyarsak karakterler gerçekten rollerinin hakkını veriyor. Şimdilik en beğendiklerime değineyim.

İlk olarak elbette hikayenin çekirdeği olan Ragnar Lothbrok geliyor. Hırslı olan ama az çok politikadan anlayan ve sürekli yükselen bu lideri Travis Fimmel başarıyla canlandırıyor. Ragnar'ın fırtınalı yaşamını yansıtmakla kalmıyor, tek gözünün seyirmesi ve alaycı bakışı gibi ayrıntılar ekleyerek efsaneye dönüşüyor.

Lagertha zaten idolüm. 38 yaşını zerre belli etmeyen ve siyah kuşaklı bir tekvandocu olan Katheryn Winnick, dizide sadece Ragnar'ın ilk eşi değil. O bütün köyün kadınlarının hayranlık beslediği bir savaşçı, Ragnar'ın dengi ve (ileri de) başka bir köyün reisi. Eski kocasına, yeni kocasına ve başka kimseye boyun eğmeyen bir kadın.

Floki de gördüğüm en başarılı deli karakteri. Gustav Skarsgard rolü için nasıl çalıştı acaba? Adam biraz Hazerfan Ahmet Çelebi'yi andıran bir mucit, epeyce deli ama iyi bir savaşçı, iyi bir eş ve henüz tanık olmasam da muhtemelen iyi bir baba. Adam atarlı, hem de öyle böyle değil. Normal, munis hallerine bakınca inanasım gelmiyor.

Bir de dünyanın en ballı adamı Athelstan var. Adam farklı diyarlar gezmiş, farklı diller öğrenmiş bir Hristiyan rahibi olarak başladı. Ragnar onu esir aldı, özgür bıraktı. Ragnar'ın sağ kolu haline geldi. Sonra Kral Ecbert'in himayesine girdi, nadir eserleri çevirmeye başladı. Ama Ragnar tekrar yanına aldı. Bu gidişle, Ragnar üçüncü eşi olarak kendisini alacak en sonunda, beklemedeyim.

Dizide kadının yeri

Daha birçok karakter var ama kadın karakterlere özellikle değinmek isterim. Lagertha zaten idol demiştim. Ragnar'ın ikinci eşi Prenses Aslaug geleneksel kadın tipine daha uyan, daha naif ve daha doğurgan bir kadın. Ama asaletiyle ayrı bir karakteri var. Ragnar, hep el bebek gül bebek büyütülmüş Aslaug'a Lagertha'dan daha fazla söz geçirebilse de başka dizilerde gördüğümüz kadar yanlı bir tutum hissetmiyorum. Bu arada Aslaug'un Ragnar'ı zekasıyla etkilediğini de belirteyim. Dizide bedenini kullanarak bir yere gelen kadına Vikingler arasında rastlamadım. Ayrıca Prenses Aslaug hariç Viking kadınlarını erkeklerle birlikte savaşlara katılıyor.

Ragnar'dan önceki reisin eşi olan Siggy Haraldson da ilginç bir karakter. Game of Thrones gibi bir dizide böyle bir kadının oyunlarla sürekli iktidarı oyması ve eski yerine ulaşmak için çabalaması beklenir. Öyle bir numara çevirdiğinde izleyici olarak hemen yedim çünkü alıştırıldığımız akış böyle. Siggy, Ragnar'ın kardeşi Rollo'nun eşi oluyor ve adamın bütün depresyonunda, yaralanmasında hep yanında, onun iyileşip harekete geçmesini sürekli destekliyor. Ragnar için de elinden gelen yardımı ardına koymuyor. Umarım gelecek sezonlarda yüzümü kara çıkartmaz. Floki'nin eşi Helga da aynen.

Dizinin sevmediğim yanı yok mu? İki kelimeyle: Björn Lothbrok. Adamın saç modeli ayrı gıcık, kendi ayrı gıcık. Ragnar pek bayılıyor, izbandut gibi oğlum var bakışları atıyor ama tam bir kütük. Şu aralar ergenlik çağında. İleride biraz yontulur umarım çünkü tarihte epey adı geçiyor, dizide pek kurtuluşumuz olmayacak anlaşılan.

Dizinin jenerik şarkısı ile dizinin ruhunu hissetmek isterseniz şöyle alayım:


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.